English
Version
   Ulusoy Holding || Otobüs | Denizcilik | Otomotiv | Transport | Turizm | İştirakler | Travel Dergisi | İnsan Kaynakları
 
 


DİLE KOLAY, 70. YIL

Ulusoy'un ticari yaşamdaki 70 yılının 58 yıllık bölümünde fiilen yer alan birisi olarak, genel ekonomiyle sürekli ilgilendim. Edindiğim deneyimlerin ışığında Türkiye'ye baktığımda, üzülerek belirtmek zorundayım ki, ülkemiz fakirleşmeye doğru gidiyor. Dünya ticaretinde az da olsa daralma yaşandığı doğrudur. Ama Türkiye'nin ekonomik olarak dibe vurduğunu da söylemek gerekir. Türkiye, bu yola 1987'den sonra girdi. Bu dönemde, ülkeyi yönetenlerin pek çok hatası oldu. Ülke iyi yönetilmedi. Fakat, insanlarımızın da fakir bir ülke insanı değil, zengin bir ülke insanı gibi yaşadığını, lüks ve israf içinde olduğunu kabul etmezsek, hatalarımızı düzeltemeyiz. Aile bütçesi yapmadan, cebinde kaç lirası olduğunu bilmeden yaşayan insanlarımızın sayısı çok. Ben, 57 ülke gördüm ama, en zenginlerinde bile böylesine hesapsız bir yaşam biçimi görmedim. Aynı israfın içinde, devletimizin de olduğunu söylemek gerekiyor.

Para gerektiğinde, borçlanmak en kolay ve ne yazık ki ilk başvurulan yol durumunda. Devletimizin en büyük sorununun, iç borç olduğunu biliyoruz. Ama, artık insanlarımızda güven erozyonu yaşandığını ve vatandaşın hazine bonosuna bile sıcak bakmadığını görüyoruz. İç borcu karşılamak için sürekli vergiler getiren hükümet, 1950'lerden bu yana artırılmaya çalışılan yabancı sermaye yatırımlarını caydırdığı gibi, yerli tüccarın da yurtdışına kaçmasına neden olmaktadır. Bugün Türk sermayesi, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Rusya gibi ülkelere gitmektedir. 40 - 50 dolar gibi ücretler ödenen bu ülkelerde, vergi kolaylıkları da dikkate alındığında, yatırımcı için cazibe artıyor.

Bu durumda, Türkiye'nin yeniden yapılanması, başta seçim kanunu olmak üzere, eğitim ve sağlık alanında yeni düzenlemelere gitmesi gerekiyor. Öte yandan, dış ticaretin kontrollü yapılması şart. 2000 yılında, 26 milyar dolarlık ihracata karşılık, 51 milyar dolarlık ithalat yapmak, ülkeyi borç batağına sürükler.

Sosyal adaletin, huzur ve barışın sağlanması için her gün yenisi çıkan vergilerin ağırlığı, ucuz ekmek için sabahın beşinde kuyruğa girene yüklenmemeli. Eğer bu vergiler kaçınılmaz vergilerse, varlıklı olandan alınması gerekiyor. Yoksa bu uygulamaların sonu felaket olur.

Yine de umudumuzu yitirmeyelim. Türkiye, potansiyeli yüksek bir ülke. Az önce dikkat çekmeye çalıştığım noktalarda hassas davranır ve sabredersek, en fazla iki yıl içinde sorunlarımızı aşarız. Yeter ki herkes, başta politikacılar ve işadamları, üzerine düşeni yapsın. Bu düşünceyle hareket eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, huzurluyum.

Türkiye - İtalya arasında Ro - Ro alanındaki çalışmalar nedeniyle İtalya'nın en büyük onur ödülü olan "Commendatore" nişanına layık görüldüm. Bu ödül, mayıs 1997 yılında Trieste kentinde, İtalyan Cumhurbaşkanı tarafından şahsıma verilmiştir.

Ulusoylar olarak bizlerin eriştiği ekonomik etkinliklerin düzeyi, artık kişisel tatmin ve ihtiyaç sınırlarını aşmış, ülke menfaatleri ön sıralara geçmiştir. Bizleri bugünlere getiren Ulusoy camiasının tüm çalışanları ve müşterilerine karşı duyduğumuz sorumluluk, daha verimli işletmeler, daha doğru yatırımlar ve daha çok toplumsal fayda sağlayan ekonomik faaliyetlere ağırlık vermemizi gerektirmektedir. İnsanlarımızın temel ekonomik gereksinimlerini karşılamakta zorlandığı bir dönemde, 70. kuruluş yıldönümünü kutlayan Ulusoy'un, bu duruma duyarsız kalması beklenemez. Ulusoylar olarak, ülkemizin içinde bulunduğu şu durumda, misyonumuz açık ve nettir; doğru ve faydalı bir ekonomik bakış açısı sunmak, Türkiye'ye dünya penceresinden bakmak ve insanlarımızın gündelik ekonomik kaygılarını gidermek yolunda yararlı olmak. Bu, her şeyden önce vefa borcumuzdur. Biz ülkemiz ve insanlarımızın geleceği için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.




 


  Hava Durumu
  Hava Durumu

  Yol Durumu
  Yol Durumu